16 Ağustos, 2011

Crazy Boy Hansım Boy

Bugün ilk rakımı içtim,
Şiirlerden geçtim, birkaç kez seni düşündüm
Bugün ilk rakımı içtim
Buluşmaya şiirsiz gittim,
Eve ekmek yerine şiir getirdim,
Bugün eve ekmek yerine
Bir şiir kitabıyla geldim

Bugün eve ekmek yerine şiir getirdim
Seni bulmak zor, sözcükler kadar zor

Bugün ilk rakımı içtim, üstüne biraz şiir okudum
Şiirli buluşmaya şiirsiz gittim
Eve şiir götürdüm torbamda

Ne kadar imkansızsa seni bulmak
Bu güzel ülkede insan olmak o kadar zor
Gri bir çöp kutusuna yazılan yazı kadar zor
Büyük beyaz harflerle yazılan bir yazı kadar güzel
CRAZY BOY HANSIM BOY
Bu ülkede yaşamak işte bu yüzden güzel
Bu yüzden zor

Bu gün buluşmaya şiirşiz gittim
Şiirin, senin ve o çocukların hatırına
İlk rakımı içtim
Memleketi düşündüm, seni düşündüm
Geceye masal anlattım,
Sabaha şiir yazdım
Çöp kutusuna yazı yazan çocukları düşündüm

Bir de
Mayıstı, (*)
seni o yüzden bağışladım(*)

Mayıs 2008,

15 Ağustos, 2011

Çocuk


Bir çocuğun ağlama sesinden
seken taştır
Canımızı yakan
Unuttuğumuz
ya da
kendi ellerimizle terkettiğimiz
Çocukluğumuzdur
kimi zaman

Dönüşüm



Çok sensiz bir yazın ortasında
Kışı özlemek gibisin artık
Hem, yazlar gelip geçiyor da
Bu sensizlik niye?
Dönüştüm,
Sana dönüştüm günbegün
O yüzden kimsesizliğim
O yüzden

08 Ağustos, 2011

Ben Edip Cansever Nasılım?
















MENDİLİMDE KAN SESLERİ

Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Cıgara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi
Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da simdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle
İstasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.

Edip Cansever


08 Mayıs, 2011

Schrödinger'in kedisi



Zaman ve mekanın sanatsal karşılığı olmalı
Işınlanmak

Mayıs



Mayıs'ın biriydi yıllar önce
Ve Mayıs'ın biri şimdi
Affetme ayının ilk günü
Ki affedilmiştir
Örnegin sokaklar ve insanlar
Bin yaşında adamlar gördüm
Mayısa yaslanmış
Duvarsız evlerden çıkıp gittiler öylece
Sokakların dilidir yollar,
Konuşurlar yürüyorken belki de kimi zaman
Kimbilir kac sokak var bu şehirde dilsiz
Dilsiz ve dikensiz
Güller ki rengini başka gullere vermiş
Sebepsiz yagmur havaları
Bulutların sesi yok
Dokunsan aslını inkar edecek gerçekler
Dokunsam uyanır kuşlar bin yıllık uykusundan
Düş biter, düşe uyanırız belki de
Ve kuşların düşüyse bizim gerçegimiz
Kim aslını inkar edebilir
Dokunabiliyorsa düşlere örnegin
Hangisi gerçek;
Sokaklar mı, düşler mi yoksa
Mayısın biriydi yıllar önce
Mayıs'ın biri şimdi
Çok önceydi sanki
Çok uzak belki de bugün geçmişe
Sokaklar mı gerçekti
Kuşlar mı yoksa

Published with Blogger-droid v1.6.8

22 Nisan, 2011

Edip Cansever'in bu şiiri fotoğraf albümlerime bakmak gibidir benim için

YAŞ DEĞİŞTİRME TÖRENİNE YETİŞEN ÖYLE BİR ŞİİR

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
Ve yarışırsa ancak Monet´nin
Kadınlarına yaraşan giysilerinle
Gördüm de
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
Bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
Bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
Öyle kısaydı ki adımların
Şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
Ölçülür ve denk düşerdi ancak
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Yok bir yanıtın "nereye" diyenlere
Bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
Ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
Hani Etiler´den Hisar´a insek bile
Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
Çok yaşında her zamanki çocuksun gene
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar
Mutfağın mutfak olalı böyle
Bir adın vardı senin, Tomris Uyar´dı
Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene
Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
Oysa güneş pek batmadı senin evinde
Söyle
Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.

Edip Cansever