24 Mayıs, 2010

Lila Downs İstanbul'da (mıydı?)


En son 2003'te gelmiş İstanbul'a. Kaçmaz bu fırsat deyip büyük bir heyecanlara biletleri aldım. Beklemenin keyfini çıkardım. Konserlerini araştırdım.
16 Mayıs akşamı, Taksim'den Harbiye'ye yürüyüp inşaat engelini aşarak salona girdik. Yerimiz de muhteşemdi ayrıca.
Lila beyazlar içinde çıktı sahneye. O da ne? Bizim içimiz kıpır kıpır, hatta yerimizde dansediyor, müziğe eşlik ediyoruz. Fakat koskoca salona sanki ölü toprağı serpilmiş, klasik müzik konserine geldiklerini düşünen bir izleyici grubunun içinde yerinde duramamanın ne demek olduğunu o akşam anladım.
Lila taaa Meksika'dan gelmiş, içi kıpır kıpır, şarkıları da(çoğu) La Iguana'da iguana dansı yaptı örneğin ve fakat koskoca salonda bizden başka kıpırdayan yok. Hatta çıt yok. Bizim dışımızda herkesi zorla getirmiş olmalılar konsere.
La Iguana'da merdiven arasına çıkıp dansettiğimi hatırlıyorum. Neyse, konserlerinin 2 saatle 4 saat arası sürdüğünü bazı yorumlardan okuduğum Lila, konserini 1 saatte bitirme kararı aldı haklı olarak. Az önce bir başka yorum okudum, bu kez konsere gidenlerden birinden. CRR'da olmazmış Lila Downns konseri, CRR'da dans yasağı mı var diye düşünmedim değil.
Selam aşamasında dayanamadım. Sahneye kadar gidip "Arenita Azul por favor " diye Lila ve müzisyenlerine duyurana kadar en az 10 kez tekrarladım. Sonunda Lila ve Paul farkettiler, bis yaptıklarında önce Arenita Azul sonra Perhaps, Perhaps, Perhaps geldi.
La Iguana, Llorona, Arenita Azul ve Cucaracha benim favori parçalarımdı. Salon mu, onların konseri dinlediğinden şüpheliyim:) Yedi yılda bir Türkiye'ye geldiğini düşünürsek, 2017'de görüşmek üzere Lila.
Tadı damağımda ve biraz da buruk, "bu konser Çeşme Kalesi'ne pek yakışırdı" düşüncesiyle salondan ayrıldım. Şarkıları hala dilimde. Lila'yla ilgili bağlantı sayfalar:
http://liladowns.com/

Mungan'dan 227 Sayfa ve Köprüler

Kitabın son sayfasına "köprüleri olan bir kitap" diye yazdım. İlk kez bir kitabın sonuna düşüncemi yazmış olmalıyım.

Murathan Mungan bu son kitabında, okuyucuyla söyleşiyor, dertleşiyor sanki. Kitabın son paragrafında da bunu söylemiş. Kah kitaplığındaki kitaplardan, kah plaklarından sözedip evini ve kendi dünyasını açıyor okuyucuya. Dergilerde yayımlanmış fragmental yazılardan oluşan kitap adı üstünde 227 sayfa.

En başta da belirttiğim üzere benim için pek çok köprüsü olan bir kitap. Yani bir kitap ve bir yazardan araştırılacak onlarca yazar ve onlarca kitap, dinlenecek şarkı ve tartışılacak konu çıktı. Bir de Mungan'ın eski kitapları var yeniden okunacak. Şiirleri var.

Kitabın son paragrafıyla bitireyim bu bölümü: "İyi yazılmış notlarda ayaküstü sohbet etme tadı vardır. Hayat, geçerken birbirine uğramış insanların birbirlerinin kapısına bıraktıklarıyla da çoğalır. Benim bu notlarla yapmaya çalıştığım kısaca budur."